ODTÜ Ormanının ağaçları nasıl dikildi?

ODTÜ Ormanı için hazırlıklar, dönemin rektörü Kemal Kurdaş, Prof. Dr. Alaaddin Egemen ve mimar Behruz Çinici‘nin öncülüğünde 1958 yılında başlıyor. Ve 3 Aralık 1961’de yapılan sadece bir tane ahlat ağacının bulunduğu buğday tarlalarındaki ilk ağaç bayramına tüm kent davet ediliyor. Davete elbette önce ODTÜ öğrencileri icabet ediyor.

O dönemde öğrenci olan ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim görevlisi Dr. Engin Karaesmen, öğrenim gördükleri Meclis’in bahçesindeki barakalardan ağaç dikmek üzere okulun kurulacağı araziye getirildiklerini söylüyor. Yüzotuzbeş bin fidanın dikildiği ilk bayramda sonra ağaçlandırma çalışmalarının yine bir plan dahiline sürdüğünü belirten Karaesmen şöyle konuşuyor: “Ağaçlandırma ofisi hafta içi araziyi ağaçlandırıyordu ve ağaçları suluyordu, ama ağaç sevgisini aşılamak için hafta sonları ağaçlar özellikle öğrencilere de diktiriliyordu.”

“AĞAÇ BAYRAMI DEĞİL AĞAÇ MEVSİMİ”

ODTÜ Elektrik Mühendisliği bölümüne 1966’da giren Kaya Yazgan, pazar sabahları okulun araçlarının yurtların önünde duyuru yaparak öğrencileri ağaç dikmeye çağırdığını dile getiriyor ve şöyle devam ediyor: “Mevsim boyunca her pazar çukurlar kazar, kamyonlardan fidanları alır, diker ve sulardık. Öğlen yemeği olarak bizlere dağıtılan kumanyaları yiyerek bütün gün çalışırdık. Ayrıca bir pazar günü de ağaç bayramı olarak duyurulur ve o gün yalnızca ODTÜ öğrencileri değil, otobüslerle şehirden konuklar da bize katılırdı. O gün bizim için de bayram olurdu çünkü, o gün çukurları hazır ve fidanları da çukurların hemen yanında bulurduk.”

ODTÜ Makina Mühendisliği bölümüne 1977 yılında giren Şölen Şen ise ODTÜ ormanında her öğrencinin emeğinin olduğunu, her yıl 30-40 tane fidan diken bir öğrencinin okulu bitirdiğinde en az 250 tane ağacının olduğunu belirtiyor.

yazının tamamı:

ODTÜ Ormanı’ndaki ağaçları kim dikti?

ODTÜ Ormanı neden kuruldu?

1956 yılında TBMM binaları yanındaki barakalarda eğitim-öğretim hayatına başlayan ODTÜ, kendisine tahsis edilen İç Anadolu bozkırındaki 4500 hektar büyüklüğündeki arazisinde, Türkiye’nin, belki de dünyanın kent bölgesinde insan tarafından yapılmış en geniş kapsamlı orman ekosistemini Ankara kentine kazandırmayı hedeflemiştir.

Çalışmalar ilk etapta arazi sınıflandırma haritalarının hazırlanması ile başlamıştır. Mevcut erozyonu engellemek için arazinin %75′ inin dikim yolu ile ağaçlandırması gerekliliği ortaya çıkınca 7 Temmuz 1958 tarihinde 180 dekarlık bir alanda Üniversitemiz ve Türkiye Ormancılar Cemiyetinin ortak çalışmaları ile deneme parselleri kurulmuştur. Kurulan deneme parsellerinde 1959 yılı ilkbaharında başarılı sonuçlar alındığı görülünce, 15 Kasım 1960 tarihinde ODTÜ ve Orman Genel Müdürlüğü’nün ortak çalışmaları ile ‘ağaçlandırma seferberliği’ başlatılmıştır. İlk etapta yağmur ve rüzgâr erozyonunun kontrol altına alınması amacıyla banket-teras metodu ile tüm arazi teraslandırılmış, daha sonra susuz plantasyona uygun tohum ve yetişmiş fidanla plantasyon uygulamasına geçilmiştir.

1961 yılından günümüze kadar, Karaçam, Sarıçam, Toros Sediri, Meşe, Kavak, Badem vb gibi kurak koşullara dayanıklı yaklaşık 10 milyon ibreli ve 23 milyon yapraklı ağaç yerleşkemize dikilmiştir. Yaklaşık 3100 hektar genişliğindeki ODTÜ Ormanı T.C. Kültür Bakanlığı tarafından 1995 yılında Doğal ve Arkeolojik SİT Alanı olarak ilan edilmiştir.

Uzun yıllar devam eden bu özverili çalışmalar neticesinde Orta Anadolu’da yok olmaya yüz tutmuş flora ve fauna türlerinin bulunduğu önemli bir doğal çevre yaratılmıştır. Bu doğal çevrede kurt, tilki, keklik, tavşan, yılan, kaplumbağa vb gibi bir dizi vahşi hayvan, 140′ tan fazla kuş türü ve göl / göletlerde yaşayan çeşitli balık türleri gibi çok sayıdaki memeli ve sürüngene kusursuz koşullar sunulmaktadır.

ODTÜ Yerleşkesi bugün Ankara’nın en geniş yeşil bölgesidir. ODTÜ Ağaçlandırma Projesi 40 yılı aşkın bir süredir devam eden özgün yapısıyla bölgede bir mikro – klima etkisi yaratmış, kuru geçen yaz ve şiddetli geçen kış mevsimlerini yumuşatmayı başararak kent iklimini değiştirmiş, Ankara şehrinin güney girişinde hızla gelişen çarpık kentleşmeye bir set çekmiştir.

ODTÜ Ağaçlandırma Projesi 1995 yılında “Ekolojik değerleri hızla bozulan dünyamızda yaratmış olduğu artı değerler” nedeniyle Uluslararası Aga Khan Mimarlık Ödülleri’nin “yenilikçi kavramlar“ kategorisinde, 2003 yılında ise TEMA Vakfı tarafından “çorak bir arazinin yeşil bir bölge haline gelmesi ve çölleşmeyle mücadele hareketine verdiğimiz destek” nedeniyle ödüllendirilmiştir.

Bu proje, “bozkırdan bir orman yaratmanın” yanı sıra duyarlı kentsel planlama ile vahşi hayatın ve bazı türlerin yok olması gibi günümüzün önemli sorunlarına çare bulunabileceğini kanıtlaması açısından da büyük ölçüde değer taşımaktadır.

[Video] ODTÜ Ormanı’nın Doğuşu

ODTÜ’de yapılan ağaçlandırma çalışmaları teknik olarak bu alanda birçok yeniliği barındırmasının yanı sıra ağacın üniversite kimliğinin bir parçası da olmasına sebep olmuştur. Bu çalışma sonradan kurulan üniversitelere örnek olmuş, kampüslerin ağaçlandırılması bir gelenek haline dönüştürülmüş ve ODTÜ’de yapılan çalışma örnek olarak gösterilmiştir.

Uzun yıllar ODTÜ mezunlarının hep bir ağaç ve Kemal Kurdaş hikayesi olmuştur. Ya beraber ağaç dikmişlerdir ya da uyandırılıp yurttan ağaç dikmeye götürülmüşlerdir. Mezuniyet hediyesi olarak yerleşkenin kuzey batı bölümüne dikilmiş vişnelerin meyvesini, tohumunu almışlardır.

Dönemin rektörü Kemal Kurdaş dere boylarına ve binaların bulunduğu bölgeye dikmek için yaklaşık 500 tane çınar fidanı bulunmasını istemiştir. Ancak o zaman Türkiye’deki fidanlıklarda çınar ve benzeri türler yetiştirilmemekteydi. Yapılan araştırma sonucunda sadece 50 tane çınar fidanı bulunabilmişti. Kemal Kurdaş işçileri toplayarak iki tane kamyonla bir gecede Bartın Deresi’nden çınar fidanlarını toplayarak ODTÜ’ye getirmiştir. Bugün etrafta gördüğümüz boyları 15-20 m’ye ulaşmış çınarlar Kemal Kurdaş’ın Bartın Deresi’nden getirdiği çınar fidanlarıdır.

Karaçam
ODTÜ'nün Ormanı

 

Öncelikli olarak vurgulanması gereken noktalardan biri, o yılların Türkiye’sinde böyle büyük çaplı bir ağaçlandırmanın daha önce hiç yapılmamış olmasıdır. Bu yüzden ODTÜ’deki ağaçlandırma girişimi bu alanda çok önemli bir adım olmuştur. İlk yıllarda başarılı olup olamayacağı ile ilgili tartışmalar yaşanmışsa da, sonuç etkileyici olmuştur. Elbette bu çalışmalarda ormancıların desteği ve çalışmaları yadsınamayacak derecede önemlidir.

Ağaçlandırma çalışmalarında en çok kullanılan tür karaçamdır. ODTÜ ormanının 1650 hektarı karaçam ağaçlandırma sahasıdır. Karaçam İç Anadolu bozkırına en uygun türdür, Beynam’daki kalıntı karaçam ormanı da bunun en güzel kanıtıdır. Bütün İç Anadolu bozkırında yaşamını sürdürmeyi başarmış birkaç orman parçasından biridir. Beynam Ormanı bize Anadolu doğasında insan etkisi ile yaşanan 10.000 yıllık bozulma sürecini gösterirken ODTÜ Ormanı da bu süreci tam tersine çevirebilmek için ortaya konan çabayı göstermektedir.

ODTÜ Ormanı

 

Karaçamlarla birlikte yaygın olarak kullanılan diğer türler sarıçam ve Toros sediridir. Toros sedirleri de İç Anadolu iklimine uyum göstermeyi başarırken, sarıçamlarda sıkıntılar yaşanmaktadır. Aslında sarıçamın en iyi yetiştiği yerin kuzey doğu Anadolu’nun yüksek dağlarında 2500 metreden yüksek platolar olduğunu düşünürsek neden buralara uyum göstermekte sıkıntı çektiğini de anlarız. Özellikle önümüzdeki dönemde iklim değişikliğinin etkileri sonucunda Ankara’nın daha kuraklaşacak olması, sarıçamların dayanmasını hepten zorlaştıracaktır.

ODTÜ’de yapılan ağaçlandırma çalışmasının diğer bir önemli özelliği de geleneksel olarak sadece çam ve diğer iğne yapraklıları kullanmak yerine, bozkıra özgü diğer ağaç, ağaççık ve çalı türlerinin de kullanılmış olmasıdır. Oysa o yıllarda sadece Türkiye’de değil dünyada da yaygın olarak, ağaçlandırma çalışmalarına ekonomik açıdan bakılır ve tek türden oluşan (genellikle de çam) ağaçlandırmalar yapılırdı. Tek türle ve doğaya uygun olarak yapılmayan bu ağaçlandırma çalışmalarına ekolojik açıdan yeşil çöl de diyebiliriz. ODTÜ’de uygulanan ve ekolojik açıdan daha doğru olan bu ağaçlandırma yaklaşımı ancak 1980’lerden sonra yaygınlaşmaya başlamıştır ve ülkemizde hâlâ çok az örneği bulunmaktadır.

Oysa ODTÜ’de yapılan ağaçlandırma çalışmalarında;

  • Yer örtücü gevenler,
  • Çalı formundaki yaseminler, patlangaçlar, kuşburnu, yabani sarı güller, cerhiler,
  • Yaban hayatı için son derece önemli ağaççıklar olan ahlatlar, alıçlar, bademler, mahlepler,
  • Anadolu’nun en yaygın ağaç türleri olan meşelerden saçlı meşe, palamut meşesi, saplı meşe

gibi türlerin de kullanılmış olması son derece yenilikçi bir yaklaşımdır.

 

Bu türlerin de kullanılması ile yerleşkede ekolojik açıdan fakir, tekdüze bir yeşil ağaç örtüsü değil, birçok farklı canlıyı bünyesinde barındırabilecek zengin bir yaşam ortamı oluşturulmuştur. Bu sayede yerleşkede çok zengin bir flora ve fauna gelişerek hayatını devam ettirmeyi başarmıştır.

ODTÜ Bozkırı

ODTÜ ormanından bahsederken bozkırı da unutmamak gerekir. İç Anadolu’nun doğal bitki örtüsü diyebileceğimiz bozkırın her ne kadar geniş alanlarda yayılım gösterdiği düşünülse de, aslında durum pek de öyle değildir. İç Anadolu’nun geniş bozkırları ya tarım arazisine dönüştürülmüştür ya da otlatma baskısı ile tahrip olmuştur. Bozkır örüsünün en iyi korunduğu yerlerden biri de ODTÜ yerleşkesidir. Bu sayede yerleşkede 700 civarında bitki örtüsü ile birlikte yüzden fazla kelebek türü barınmaktadır. Yine bozkıra özgü ötücü kuşların da sayısı bir hayli fazladır.

ODTÜ doğasının zenginliğinin en önemli sebebi bozkırın ve ormanın bir arada bulunduğu, farklı yaşam ortamlarını barındırması ve tüm doğal varlıkların yerleşke hayatının bir parçası olarak görülmesidir. Bütün bunlar uyumlu bir şekilde ele alınmış olduğu için ODTÜ yerleşkesi 1995 yılında Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü almaya hak kazanmıştır.

ODTÜ Bozkırı